TurkishBritish Röportajım

Türk ve İngiliz iş insanlarının dergisi TurkishBritish’de bu ay benimle yapılmış olan bir röportaj bulunmaktadır.

Aşağıdaki linkten derginin tamamına ulaşabilirsiniz.
https://www.tbmag.co.uk/turkish-british-sayi-12

BritishTurkish
BritishTurkish 1
BritishTurkish
BritishTurkish 2

Geleceğe Notlar – Şenol Vatansever

25 Mart Perşembe günü Türkiye saatiyle 21:00’de konuğum Global Bilişim Derneği (BİDER) Kurucu Başkanı Şenol Vatansever.

Kendisiyle;
* Global Bilişim Derneği (BİDER)’in faaliyetlerinden,
* Bilişim Grubu, DijitalBiz.comGelecek50.com Projelerinden,
* Bengütürk TV’deki programından da konuşacağımız bu keyifli ve dopdolu sohbeti kaçırmayın…

Aşağıdaki kanallardan istediklerinize abone olunuz ki yayınları kaçırmayın;
Facebook: http://mwns.co/sf1
Twitter: http://mwns.co/st1
YouTube: http://mwns.co/sy1
LinkedIn: http://mwns.co/sl1

Tekrarlar için Podcast’ler
Google: http://mwns.co/pcg1
Apple: http://mwns.co/pca2

Geleceğe Notlar – İlhan Bağören

18 Mart Perşembe günü Türkiye saatiyle 21:00’de konuğum Telenity CEO’su Ilhan Bagoren.

Kendisiyle;
*Haberleşime Teknolojileri Kümesinden,
*HİB Yazılım ve Bilişim Komitesinden,
*5G’nin hayatımıza neler katacağından konuşacağımız bu keyifli ve dopdolu sohbeti kaçırmayın…

Aşağıdaki kanallardan istediklerinize abone olunuz ki yayınları kaçırmayın;
Facebook: http://mwns.co/sf1
Twitter: http://mwns.co/st1
YouTube: http://mwns.co/sy1
LinkedIn: http://mwns.co/sl1

Tekrarlar için Podcast’ler
Google: http://mwns.co/pcg1
Apple: http://mwns.co/pca2

Bye 2020!

Let’s check how was my 2020;

The current portfolio has continued to expand with new projects from Britain, Turkey, Switzerland, South Africa and the United Arab Emirates.

In 2020, I spoke at 13 free events (6 in English and 7 in Turkish).
“Leverage AI in Dynamics” and “Power Platform Demystified” seem to be my top 2 sessions when I score them based on all participant feedback.

I wrote 21 articles on my blog, “Selling on Social Media: Is Social Media Hurt Your Sales?” and “What is Digital Blindness?” were the most remarkable according to feedbacks.

I delivered 8 Turkish training which I called them “Technological Skills”.
Among these, “Five Digital Technologies Every Manager Should Understand”, “Change Management” and “Future of Business”
became the most demanded.

Besides, I delivered 6 online training in Turkish and English for Microsoft Business Applications family products. Among these, “Customer Insights” training was the most remarkable.

In addition, I had a total of 33 guests in 2 Live Shows that were broadcast live on social media in Turkish, which I started this year. The channel links you can access as videos and podcasts are below.

Sosyal Medyada Satış: Sosyal Medya satışlarınızı baltalıyor mu?

Sosyal Medyada Satış: Sosyal Medya satışlarınızı baltalıyor mu?

Sosyal medyada satış önemli bir konu ve işin ilginç yanı tüketiciler, ürünleri sosyal medyada paylaştıktan sonra satın alma eğiliminde değiller. İşte nedeni ve pazarlamacıların bu konuda ne yapabileceği…

Birçok marka, tüketicileri ürünleri hakkında sosyal medyada paylaşım yapmaya aktif olarak teşvik ediyor. Geleneksel bilgeliğin önerdiği gibi, bu eylemin ürün satışlarını artırdığına inanıyorlar. Pazarlamacılar ayrıca, Twitter’da bir ürünü öven veya Instagram’da bir fotoğrafını paylaşan bir tüketicinin, daha önce satın almamışlarsa, o ürünü satın alma olasılığının yüksek olduğunu varsayma eğilimindedir.

Peki ya bu mantık kusurluysa?

Yeni araştırma, sosyal medyanın satışlarınızı baltalayabileceğiniz de gösteriyor. Araştırmacılar, tüketicilerin bir ürünü ve benzer türdeki ürünleri sosyal medayada yayınladıktan sonra, satın almakla daha az ilgilendiklerini keşfettiler. Bu özellikle, ürün bir tüketicinin kimliğiyle alakalı olduğunda ve bir işleve (ör. 3M kaset) hizmet etmekten ziyade, ürün tüketicinin kimliğiyle ilgili olduğunda ve değerleri hakkında bir şeyler ilettiğinde (örneğin, bir Tesla’ya sahip olmak, zengin ve teknoloji konusunda bilgili olduğunuzu ima eder) meydana geliyor.

Sosyal Medyada Satış
Sosyal Medyada Satış

Araştırmacılar bu fenomeni psikolojik bir mekanizmaya bağlamaktadır. İnsanlar doğal olarak kendi kimliklerini ifade etme eğilimindedir ve kimlikle ilgili bir ürün satın almak bu ihtiyacı karşılamanın bir yoludur. Ancak sosyal medyada kimlik ile ilgili bir ürünün paylaşılması da bu ihtiyacı karşılamaktadır. Sanal dünyada bir ürün hakkında paylaşım yapmak, bu nedenle, gerçek dünyada bir satın alma ihtiyacını ortadan kaldırır. Örneğin, bir tüketici Facebook’ta% 100 biyolojik olarak parçalanabilen Patagonia sırt çantasının bir fotoğrafını paylaşırsa, bu onları çevreye duyarlı bir kişi olarak tanımlamaya yardımcı olur ve sonuç olarak sırt çantasını satın alma eğilimini azaltır.

Bu bulgunun, firmaların kimlikle ilgili ürünler satıyorlarsa sosyal medya pazarlamasını nasıl yürüttüklerine dair birkaç önemli sonucu vardır. Yüksek düzeyde, pazarlamacıların ağızdan ağza pazarlama stratejilerinin tüketicilerin satın alma niyetini baltalayıp baltalamadığını dikkate almaları gerektiği anlamına gelir. Bu aynı zamanda, pazarlamacıların sosyal medyada kimlikle ilgili ürünlerle tüketici katılımını teşvik etmeyi bırakmak isteyebileceği veya en azından bu kampanyaların neler yapabileceğine ilişkin beklentilerini gözden geçirebilecekleri anlamına gelir.

Araştırmacılar, sosyal medyada tüketicilerle etkileşim kurmaya devam etmek isteyen ve Sosyal Medyada Satış yapmak isteteyen pazarlamacılar için, olumsuz sonuçların ortaya çıkma olasılığını azaltmak için üç taktik benimsemeyi öneriyor: içeriği yeniden çerçevelendirmek, gönderimi teşvik etmek ve etkileşimi geciktirmek.

Sosyal Medyada Satış
Sosyal Medyada Satış

1. İçeriği yeniden çerçevelendirin

Pazarlamacılar, tüketicileri ürünlerinin işlevsel veya pratik yönlerine odaklanmaya teşvik ederek, ürünler hakkında sosyal medyada paylaşımda bulunmaktan kaynaklanan kimlik sinyal değerini azaltabilir. Bu yeniden çerçeveleme taktiği, daha görsel olan platformların (örneğin, Instagram veya Pinterest) aksine, metin üzerinde ağır olan forum tabanlı platformlarda (örneğin, Reddit) en iyi şekilde çalışma eğilimindedir.

Örneğin, bir Louis Vuitton el çantasını pazarlamak için pazarlamacılar, tüketicileri tüketicilerin durum düzeyini anlatan fotoğrafları paylaşmaya teşvik etmek yerine, tüketicileri çantanın işçiliğini ve kalitesini tartışmaya teşvik edebilir. Not: Bu tartışmalar, tüketicilerin satın alma sonrasını değil, ön satın alma işlemini hedeflemelidir.

2. Yayınlamayı teşvik edin

Özdeş motive edildiğinde kimlik sinyali daha güçlüdür. Pazarlamacılar, bu etkiyi azaltmak için, tüketicilere bir ürün indirimi veya bir gönderi paylaşma ödülü sunarak, sosyal medyada paylaşım için harici motivasyon sağlayabilir.

Bu teşvikler, tüketicilerin kendilerini ifade etme arzusuna müdahale eder ve internette yayınlamaktan aldıkları kimlik sinyali veren memnuniyeti azaltır.

3. Etkileşimi geciktirin

Araştırmacılar, tüketicilerin ürünler hakkında gönderi yayınladıktan sonra yaşadıkları psikolojik etkinin – hem kimlik sinyali veren tatmin hem de satın alma niyetinde daha sonra azalma – dinamik ve geçici olduğunu buldu. Aslında çoğu tüketici, yaklaşık 1-2 hafta sonra tabiri caizse “doğal düzeyine” geri döner.

Pazarlamacılar, tüketicilerle etkileşimlerini geciktirerek bu sonuçtan yararlanabilirler. Örneğin, Instagram’da ürünleri hakkında paylaşım yapan bir tüketiciyi hedefledikten sonra, pazarlamacılar bir promosyon teklifini e-postayla göndermeden önce iki hafta bekleyebilir. Bu noktada, tüketicinin mesajı olumlu olarak alma ve satın alma olasılığı daha yüksektir.

Buna benzer yazıları bu linkten takip edebilirsiniz:

https://blog.bariskanlica.com/category/barisin-gunlugu/

Bu sistemler hakkında daha fazla bilgi almak için:

https://mawens.com

‘Ekosistem Markaları’ pazarlama kurallarını nasıl değiştiriyor?

‘Ekosistem Markaları’ pazarlama kurallarını nasıl değiştiriyor?

Markalar giderek daha fazla birbirine bağımlı hale geldikçe, pazarlamacılar onları yönetmek için yeni bir yola ihtiyaç duyuyor. Bu amaçla, bu tür “ekosistem markaları” nı yönetmek için çeşitli yöntemler araştırdık.

Buzdolaplarından ısıtmaya kadar her şeyden veri toplayan akıllı evler, kullandığımız ve yaptığımız neredeyse her şeyin birbirine bağlı olduğu bir geleceğe kısa bir bakış sunuyor.

Gizlilik sorunları bir yana, bu markalar için yeni zorluklar ortaya çıkarmaktadır. Markalar, Nesnelerin İnterneti (IoT) gibi bir ekosistemdeki diğer markalara bağlandıklarında artık bağımsız olarak var olmazlar, ancak karmaşık bir ortamın parçasıdırlar.

Ekosistem Markaları

Örneğin, moda markası Levi’s, geri dönüşüm markası The R Collective ile tamamen izlenebilir bir denim koleksiyonu üretmek için ortaklık kurduğunda, her iki marka da müşteri deneyiminin bireysel kontrolünü kaybetti; paylaşılan bir sorumluluk haline geldi. Bu sorumluluk, ekosistemdeki etiket üreticisi Avery Dennison ve IoT platformu Evrythng gibi diğer ortaklara da genişletildi. İyi ya da kötü, her markanın bireysel eylemleri artık hepsi için ticari sonuçları etkiliyor.

Bir ekosistem markasını yönetirken, pazarlamacılar bir dizi zor soruyla karşılaşır:

  • Geniş çapta dağıtılan bir şeyi nasıl kontrol edersiniz?
  • Bir markanın değerini ortaya çıkarmak için diğer markalarla işbirliği yapmasını nasıl sağlarsınız?
  • Diğer markaların müşteri deneyimini iyileştirip azaltmadığını nasıl belirlersiniz?

Bu dinamikleri daha iyi anlamak için, bir marka ve işlevselliği bir ekosistemde dağıtıldığında ne olduğunu ölçmek için istatistiksel yöntemler uyguladık. Bu hesaplamalar, bir marka ekosisteminin her bileşenini nicelleştiren ve pazarlamacıların markaların değer yaratımını organize etmesini ve yakalamasını sağlayan teorik modellerin oluşturulmasını sağladı.

Ekosistem Markaları

Pazarlamacılar için önemli bilgiler

Ekosistem markaları için olan çalışmamız bir dizi önemli bulguya yol açtı:

  • Pazarlamacıların nicel bilgilere daha fazla güvenmesi gerekiyor. Ekosistemlerin karmaşıklığı nedeniyle, pazarlamacılar bir ekosistemdeki bağlantıların değer yaratıp yaratmadığını belirleme içgüdüsüne güvenemezler. Bizim geliştirdiğimiz gibi nicel tabanlı bir modele ihtiyaçları var. Bu model, pazarlamacıların müşteri deneyimine katkıda bulunan veya zarar veren markaları belirlemelerine yardımcı olan bir ortaklık belirleme aracı olarak çalışmalıdır.
  • Önemli olan sadece ortaklar değil, nasıl düzenlendikleri. Bir ekosistemde, farklı marka düzenlemeleri farklı iş sonuçları üretir. Pazarlamacılar, sonuçları markalar için optimize etmek için bir ekosistemin organizasyonunu düşünmelidir.
  • Ekosistemler, markalara rekabet avantajı sağlayabilir. Bir markanın değeri, bir markanın bağımsız olarak yaptığı şey artı bir ekosisteme ait olmaktan kazandığı değere eşittir; bu nedenle, bir marka bir ekosisteme katıldığında, değeri o ekosistemdeki ortaklıklar tarafından artar (veya potansiyel olarak azalır). Bu hem tüketici hem de B2B bağlamları için geçerlidir.
  • Bazı ekosistemler şirketler tarafından, diğerleri ise tüketiciler tarafından yaratılır. Ekosistemler farklı şekillerde doğar. Sınırsız ürün ve hizmetler sunan markalardan, özelleştirilmiş ve entegre çözümler sunan markalardan ve hatta toplumda değer yaratmaya adanmış markalardan ortaya çıkabilirler. Markaları koordineli bir şekilde kullanabilen müşteriler aracılığıyla da organik olarak ortaya çıkabilirler. Bu, yeni bir ekosisteme yol açan kasıtsız ortaklıklar yaratabilir.

Bu son nokta, pazarlamacıların markalarının bir IoT ekosistemi tarafından absorbe edilip edilmeyeceğini her zaman tahmin edemeyeceğini veya dikte edemeyeceğini öne sürdüğü için önemlidir. Bu, bir ekosistem markasının kendisi gibi çözülemeyen, yalnızca yönetilen bir zorluktur.

Buna benzer yazıları bu linkten takip edebilirsiniz:

https://blog.bariskanlica.com/category/barisin-gunlugu/

Bu sistemler hakkında daha fazla bilgi almak için:

https://mawens.com

“Evet” dememize neden olan faktörler – iknanın prensipleri

Amerikalı psikolog Dr. Robert Cialdini ve ekibi, 60 yılı aşkın süredir başkalarının isteklerine “evet” dememize neden olan faktörleri inceliyorlar yani iknanın prensipleri ni çıkartıyorlar. Nasıl ikna edileceğimiz hiç şüphe yoktur ki bir “bilim” ve birçok “bilim” şaşırtı sonuçlar doğurur 🙂

Gittikçe artan aşırı yüklenen yaşamlarda, karar verme sürecimize rehberlik edecek kısayollara veya pratik kurallara her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bu kısayollardan sadece altısının insan davranışına rehberlik eden evrenseller olduğunu belirledi, bunlar:

  • Karşılıklılık
  • Nadirlik
  • Yetkinlik
  • Tutarlılık
  • Beğeni
  • Uzlaşı
iknanın Prensipleri Karşılıklılık Nadirlik Yetkinlik Tutarlılık Beğeni Uzlaşı
iknanın Prensipleri Karşılıklılık Nadirlik Yetkinlik Tutarlılık Beğeni Uzlaşı

1. Karşılıklılık

Basitçe ifade etmek gerekirse, insanlar ilk aldıkları davranış, hediye veya hizmet şeklini başkalarına geri vermek zorundadır.

Karşılıklılık İlkesinin en iyi gösterilerinden biri restoranlarda yapılan bir dizi çalışmadan geliyor. Yani bir restoranı en son ziyaret ettiğinizde, garsonun size bir hediye vermiş olma ihtimali yüksektir ki bu muhtemelen faturanızı getirdikleriyle aynı zamandadır. Bir likör, belki bir fal kurabiyesi veya belki basit bir nane.

2. Nadirlik(Kıtlık)

Basitçe söylemek gerekirse, insanlar daha az sahip olabilecekleri şeylerden daha fazlasını ister.

British Airways 2003 yılında artık günde iki kez Londra-New York Concorde uçuşunu gerçekleştirmeyeceklerini açıkladığında, artık ekonomik olmayacağı için satışlar ertesi gün yükseldi.

Concorde’un kendisinde hiçbir şeyin değişmediğine dikkat edin. Kesinlikle daha hızlı uçmadı, hizmet birden iyileşmedi ve uçak bileti ücreti düşmedi. Kıt bir kaynak haline gelmişti. Ve sonuç olarak, insanlar bunu daha çok istedi.

Dolayısıyla, Nadir Olma (Kıt Olma) İlkesini kullanarak başkalarını etkili bir şekilde ikna etmek mümkündür. İnsanlara, ürünlerinizi ve hizmetlerinizi seçmeleri halinde kazanacakları faydaları anlatmak yeterli değildir.

Ayrıca, teklifinizle ilgili benzersiz olanı ve teklifinizi dikkate almazlarsa neyi kaybedeceklerini de belirtmeniz gerekecektir.

3. Yetkinlik

İnsanlar güvenilir, bilgili uzmanların liderliğini kabül eder ve bu kişileri takip ederler.

Bilimin bize söylediği şey, sizi etkileme girişiminde bulunmadan önce sizi güvenilir, bilgili bir otorite yapan şeyleri başkalarına bildirmenin önemli olduğudur. Elbette bu sorun yaratabilir; potansiyel müşterilere ne kadar zeki olduğunuzu söyleyemezsiniz, ancak kesinlikle birisinin bunu sizin için yapmasını sağlayabilirsiniz.

Örnek – Emlakçı
Arayanlara “Sizi, bu bölgedeki mülkleri kiraya verme konusunda 15 yıldan fazla deneyime sahip Sandra ile görüştürmeme izin verin. ” ya da “Satış müdürümüz Peter ile konuşun. Mülk satma konusunda 20 yıldan fazla deneyime sahiptir. Seni şimdi bağlayacağım. ” diyen bir sekreter güzel bir başarıya imza attı.

Bu uzman tanıtımının etkisi, randevu sayısında %20 ve imzalanan sözleşmelerin sayısında %15 artışa neden oldu. İkna biliminden hem etik hem de uygulaması maliyetsiz olan küçük bir biçim değişikliği için fena değil.

4. Tutarlılık

İnsanlar daha önce söyledikleri veya yaptıkları şeylerle tutarlı olmayı severler.

Tutarlılık, yapılabilecek küçük ilk taahhütler aranarak ve talep edilerek etkinleştirilir. Bir ünlü çalışmada, araştırmacılar, çok az insanın mahallelerinde bir Drive Safely kampanyasını desteklemek için ön bahçelerine çirkin ahşap bir tahta dikmeye istekli olacağını keşfettiler. Ancak yakındaki benzer bir mahallede, dört kat daha fazla ev sahibi, bu çirkin ilan panosunu dikmeye istekli olacaklarını belirtti.

Neden? Çünkü on gün önce, evlerinin ön penceresine bir Drive Safely kampanyasına verdikleri desteği gösteren küçük bir kart koymayı kabul etmişlerdi. Bu küçük kart, çok daha büyük ama yine de tutarlı bir şekilde %400’lük bir artışa yol açan ilk taahhüttü.

Dolayısıyla, tutarlılık ilkesini kullanarak etkilemeye çalışırken gönüllü, aktif ve kamusal taahhütler arar ve ideal olarak bu taahhütleri yazılı olarak alırlar.

5. Beğeni

İnsanlar sevdiklerine evet demeyi tercih ediyor.

Ama bir kişinin diğerini sevmesine ne sebep olur? İkna bilimi bize üç önemli faktör olduğunu söyler. Bize benzeyen insanları severiz, bize iltifat edenleri severiz ve ortak hedefler doğrultusunda bizimle işbirliği yapan insanları severiz.

İki tanınmış işletme okulunda MBA öğrencileri arasında gerçekleştirilen bir dizi müzakere çalışmasında bir gruba “Vakit nakittir. Doğrudan işe başlayın” denmiştir. Bu grubun yaklaşık %55’i bir anlaşmaya varabilmiştir.

İkinci gruba, “Müzakereye başlamadan önce, birbirinizle bazı kişisel bilgileri paylaşın. Ortak paylaştığınız bir benzerliği belirleyin ve ardından müzakereye başlayın” denmiştir. Bu grubun %90’ı başarılı bir antlaşmaya varabildiği gibi her iki taraf için de %18 daha fazla değerde sonuçlara ulaşabilmiştir.

Bu nedenle, bu güçlü sevme ilkesinden yararlanmak için, işe koyulmadan önce başkalarıyla paylaştığınız benzerlik alanlarını ve gerçek iltifatları aradığınızdan emin olun.

6. Uzlaşma

Özellikle belirsiz olduklarında, insanlar kendi davranışlarını belirlemek için başkalarının eylemlerine ve davranışlarına bakacaklardır.

Otellerin banyolara, konukları havlularını ve çarşaflarını yeniden kullanmaya ikna etmeye çalışan küçük bir kart koyduğunu fark etmiş olabilirsiniz. Çoğu bunu, bir konuğun dikkatini yeniden kullanımın çevre koruma üzerinde sağlayabileceği faydalara çekerek yapar. Bunun oldukça etkili bir strateji olduğu ve yaklaşık %35 uyuma yol açtığı ortaya çıktı.

Peki mesaj şöyle olsaydı: “Bu odada kalan insanların yüzde 75’i havlularını yeniden kullandı.” Ne düşünürdün? İşte düşünebileceğiniz şeyler: Çoğu insan gibi, muhtemelen bu işaretin davranışınız üzerinde hiçbir etkisinin olmayacağını düşünürsünüz.

Bu mesaj yeniden kullanımda %33’lük bir artışa yol açtığı ortaya çıktı. Bilim bize, başkalarını ikna etme yeteneğimize güvenmek yerine, başkalarının halihazırda yaptıklarına, özellikle de birçok benzerine işaret edebileceğimizi söylüyor.

İşte iknanın prensipleri bunlar. Şimdi bunları rahatlıkla kullanabilirsiniz…

Diğer benzer içeriklere ulaşmak isterseniz:

https://blog.bariskanlica.com/category/barisin-gunlugu/

Bu prensiplere göre çalışacak bir müşteri deneyimi sistemi kurmak istiyorsanız bize ulaşın:

https://mawens.com

Terry Pratchett “Men at Arms” ve Sosyoekonomik Adaletsizlik

Biliyor musunuz, Terry Pratchett “Men at Arms” kitabında bot fiyatı üzerinden yaptığı açıklama “Yüzbaşı Samuel Vimes Boots’un sosyoekonomik adaletsizlik” teorisi olarak geçmektedir;
“Vimes, zenginlerin bu kadar zengin olmasının sebebinin daha az para harcamayı başarabilmeleri olduğunu düşündü.

Örneğin botları ele alalım. Ayda otuz sekiz dolar artı harçlık kazandı. Gerçekten iyi bir çift deri bot elli dolara mal oluyor. Ancak bir veya iki sezon için iyi olan ve sonra karton çıktığında cehennem gibi sızdıran uygun fiyatlı bir çift bot, yaklaşık on dolara mal oldu. Bunlar Vimes’ın her zaman aldığı ve tabanları o kadar ince olana kadar giydiği türden botlardı ki sisli bir gecede kaldırımların verdiği hisle Ankh-Morpork’ta nerede olduğunu anlayabiliyordu.

Terry Pratchett "Men at Arms" ve Sosyoekonomik Adaletsizlik

Ama asıl mesele iyi botların yıllarca dayanmasıydı. Elli dolara gücü yeten bir adamın, on yıl sonra ayaklarını kuru tutacak bir çift botu varken, yalnızca ucuz botlara gücü yeten zavallı adam aynı anda botlara yüz dolar harcardı ve hala ıslak ayaklara sahip olacaktı.”

Sonuçta, 2 yıl süren 10 dolarlık botlar ve 10 yıl süren 50 dolarlık botlar, ekonomik olarak aynı anlama geliyor gibi görünebilir. Sonuçta biri botlara yılda 5 dolar harcıyor. Bu nedenle, Pratchett’in, yeni Vimes’ın botlarının yalnızca “bir nevi iyi” olduğunu belirtmesi çok önemlidir. İki benzer şeyi karşılaştırmıyor.

50 dolarlık botlar, ömürleri boyunca 10 dolarlık botların herhangi bir noktasında olduğundan daha iyidir. İşte mevcut ülke şartları ve Covid19’un daralttığı iş hacminde bu sosyo ekonomik adaletsizlik teoremini göz önünde bulundurmak gerektiğine inanıyorum.

Sosyoekonomik adaletsizlik ‘ten yola çıkarak belirtmek isterim ki ucuza iş yapacağım ya da yaptıracağım diye hareket etmek yerine en kaliteliyi nasıl biraz daha ucuza getirim diye odaklanmak bence daha mantıklı. Yapabiliyorsanız $50’lık botu $40’a alabilmek marifettir, sonuçta elinizde $50’lık bot olur ama $10’lık botu $7’a almak size sadece sorun çıkarır.

LinkedIn’de paylaştığım posta yorum yapmak isterseniz:

https://www.linkedin.com/posts/bariskanlica_barisingunlugu-socioeconomic-unfairness-activity-6706866148404690944-06b9

Diğer benzer içeriklere ulaşmak isterseniz:

https://blog.bariskanlica.com/category/strategy/barisin-gunlugu/

Konfor Bölgesi’nden Çıkmak…

Hatırlarsanız aşağıda linkini paylaştığım ve Cemay Süreya, George Orwell ile Yuval Noah Hararı’den bahsetiğim yazımda iç huzuru bozmaktan bahsetmiştim. “Konfor Bölgesi” grafiği bana iç huzuru hatırlatıyor.

https://bariskanlica.com/old/strategy/barisin-gunlugu/cemal-sureya-biyografim-bu-kadar/
https://bariskanlica.com/old/strategy/barisin-gunlugu/cemal-sureya-biyografim-bu-kadar/

İşte bu gördüğünüz grafik tam da bununla ilgili. Birçoğunuz belki sosyal medyada defalarca gördü bu grafiği ama acaba kaçımız bu grafikte olduğu gibi “Konfor Bölgesi”nden çıkabiliyoruz kaçımız iç huzurumuzu bozabiliyoruz?

Konfor Bölgesi

Konfor ve korku bölgesini aştığımızda çocuklar gibi olmamız gerekiyor. İçimizden kaçımız çocukluk günlerindeki öğrenme arzusuyla her gün yeni birşeyler denemeye ve öğrenmeye çalışıyoruz?

Öğrenmek için ellerimizi kirletmemiz gerekir, iç huzurumuzu bozmamız ve konfor bölgesinden çıkmamız gerekir.

Katılanlar ve katılmayanlar lütfen yorumlarıyla katkı sağlasınlar.

#barisingunlugu

#ichuzur

#konforbolgesi

#korkubolgesi

#ogrenmedongusu

Benim de biyografim bu kadar…

TRT yayınında kendini anlatırken “1931 yılında doğdum. 1937 yılında annem öldü. 1944 yılında Dostoyevski’yi okudum. O gün bugündür huzurum yoktur. Biyografim bu kadar.” diye ne guzel ifade etmis Cemal Süreya, tam da kendimi ifade etmek istedigim cumleler olmus bunlar aslinda.

Cemal Süreya "Biyografim bu kadar"
Cemal Süreya

Dosteyevski konusuna katiliyorum ama benim ic huzurumu bozan 2 yazar var biri George Orwell digeri Yuval Noah Harari. Benim de biyografim bu kadar…

Ikisi de icinde yasadigimiz dunyayi o kadar guzel ozetliyor ki. Orwell Hayvan Ciftligi ve 1984 ile kendi yarattigi distopya (dystopia)’lar icerisinde gunumuze 1900’lerin baslarindan isik tutarken Harari ise bugunumuzu ve gelecegimizi cok guzel anlatiyor.

Hele bizim gibi bilisim dunyasinda olanlarin kesinlikle okumasi gereken yazarlar. Bence ic huzurunuzu kacirmaniz gerekir ki o huzursuzluk size farkli bakis acilari kazandirsin baska dunyalara gotursun.

Benim hakkımda daha fazla detayı da burada bulabilirsiniz:

https://bariskanlica.com/old/baris-kanlica-kimdir/
https://bariskanlica.com/old/baris-kanlica-kimdir/

#barisingunlugu

#cemalsureyya

#yazarlar

#Dostoyevski

#GeorgeOrwell

#yuvalnoahharari